Send to friend
Click for .pdf
Click for video


2014
                        2011
                        2010
                        2009
                        2008
                        2007
                        2006
                        2005
                        2004
                        2003
                        2001
                        2000
                        1999
                        1998
                       
Digital Film


Project See me .Next Project...
http://vimeo.com/10607501


                     Views from the installation - Gotenburg 6th October

Riksutstalingar/Travelling exhibition: Goteborg, Stockholm,Malmo, Umea, Skövde, Varberg,Lund,Kalix,Katrineholm, Linköping,Ludvika, Osby, Ostersund, Pitea
for more info .please check the web site:  www.homenothome.se

See me!
Digital Film
Duration: 11' 19



Text by: Tomas Thoren

There is really not much to say after seeing this, says someone from the audience. The silent audience have just seen a preview of the videowork 'Restore hope'. Maybe they weren't prepared for what they were about to see, a film that brought real life tragedy and fear under their skins.

The Turkish Selda Asal is the artist behind 'Restore hope'  which consists of the sibling films 'See me' and 'Who was I, really?'. Both movies are based on meetings with abused women in their claustrophobic environment in women's shelters in Sweden.
' My recent films tells us about the tragedies of women escaping death. These are Swedish and immigrant women of Iranian, Kurdish, and Lebanese origin, who are hiding in different parts of Sweden'.


Selda Asal is a dedicated artist. One can feel the intensity when she speaks of her work.
-'Restore hope'  is about people who are left in-between and feel pressured, and squeezed from all sides. It;s about those who don't  feel as if they belong anywhere. They linger on the edge of life and death, and they have reached a point where they no longer have the capacity to imagine a future, says Selda Asal.
It is not the first time and probably not the last time that Selda Asal is putting a focus on people with painful experiences. She has followed street kids and interviewed girls who repeatedly tried to commit suicide.

' I have always been attracted to these subjects. As a kid I collected news paper clips from violence and suicides, says Asal. When she is saying it, it sounds so natural, As if there is no other possibility for Selda than to seek up these inconvenient fates.
During the work of 'See Me' and 'Who was I, really?' Selda met women who were threatened to death. If their identities were revealed, they would be at great danger. Due to the risk of being identified Selda Asal were forced to cut parts of the films.
'Their faces sometimes enter the screen while bending or moving, but I cut those parts out. When the production was done, the women had a chance to see the films for approval. One of them didn't want her voice to be recognized, so I edited her voice with audio effects. Another lady called me when I was in the editing room and asked me to change everything about her. I changed her voice and used someone else's hands. No piece of art is more important than human life. I have lived with these women and experienced their traumas. I feel a great responsibility towards them. This is something that I would never want to damage with my own hands.'
Living with women in shelters is not a new method for Selda. As she was working with an earlier piece of art, Selda was living with women in different shelters in Turkey.
' Swedish women consider violence against women as a shameful act against them and don't talk openly about it. As the Turkish saying goes, 'an arm might break, but it will not show through the sleeve.' This is exactly how Swedish women are thinking. They do not want to be known as women who are beaten. They are ashamed of it. However, people from Middle Eastern or similar cultural backgrounds often tend to express themselves by talking clearly to others, and they can thus share a problem with a neighbour, mother, or a friend, and ask for help. On the other hand, for them it is more difficult to escape the death sentence issued within the framework of widely accepted customs or moral laws. This is a fate to which they are almost resigned. As I see it, whether Swedish or of other nationality, these situations are extremely difficult to deal with.


Restore Hope da soz edebilir misiniz?

Restore Hope , bir çesit seri.  yaşamın ve bireyin çelişkili gerçekliğini, psikanalitik derinlikli video düzenlemeler aracılığı ile sorguluyor.

Arada kalmış ,sıkışmış kendini hiçbiryere ait hissedememiş,gelecek kurgusu olmayan, yaşamın ve ölümün kıyısında gezinen, gelecek tahayyülünü yitirme noktasına getirilmiş insanları konu alıyor.

-Ölüm  hepsinin ortak bir kavramımı.
evet ,tüm filmlerde tek ortak kavram ölüm.

İnsanların  hikayelerinin yaptıkları resimler üzerinden anlatıldığı kisa filmler.
 ölüm 2004 yilinda  ölüme kendisi karar verenler, yani intihar teşebbüsünde bulunmuş küçük kızlarla (13-18 yaslarindaki ergen kizlarla)  2,5 yil Bakirkoy Mental Clinic te  çalıştim. Love is Fake  ve Why me? adli  iki kisa digital film yaptım.

 Ardından  ölüm kararini bilinçle vermese bile ölümün sınırlarında yasayan  tinerci çocuklarla 1,5  kadar yıl çalıştım ve Cinlerle yarış yapmak, dunya tersine dönse vazgeçmem’ adli 2  digital film yaptim.
ardındanda  ‘hard to die’ adlı öldürülme tehdidi altında yaşayanlar, töre cinayetine kurban gitmemek için  kadın sığınma evlerine sığınmış kadınlarla çalıştım.
Ve son olarakta ‘See me’, ‘ben kimdim gerçekten?’ adlı Isveç’te çekimlerini yaptığım iki kısa film yer alıyor. See me ve ‘ ben kimdim gercektende? Adlı filmlerde ölüm ve genellikle şiddetten kaçan kadınların hikayeleri yer alyor.

Restore hope , başka filmlerle devam edecek mi?
 Bundan sonra  diyarbakir’da köyleri yakılıp , göçe zorlanan kadinlarla bir çamaşırhane’de çalışmaya kasim ayinda başlayacağım.
Ve gelecek yil  projenin son  filmi ise  öldürme kararini verenler yani katillerle olacak. ve böylece de bu proje   farkli ölüm deneyimlerinin psikolojik boyutlarını filmler yoluyla aktararak tamamlanmış olacak.

Niye ölüm ?
Aslinda sebebini tam olarak bilmeden ölüme olan ilgim cok erken yaşlarımda başladi. 9-10 yaşlarında gazetede çıkan intihar haberleri, toplu katliamlar, kayıp olan insanlar hep benim gazeteden kesip bir dosyada biriktirdiğim şeylerdi.
  Daha büyünce Sylvia plath, Virginia woolf, Georg Trakl, Stephan Zweig, Cesare Pavese, Paul Celan gibi intihar etmiş hemen hemen bütün yazar ve şairlerin kitaplarını okudum. Intihar etmeyi hiç aklına getirmemiş bir çocuk ve genç kız olarak tuhaf bir ilgi alanım olduğunun o zamanlar  pek farkında değildim.


See me’ ve ‘ben kimdim, gercektende?’ adlı filmlerinden  söz edebilir misin?
Filmler şiddetten ve ölümden kaçan kadınların trajedilerini anlatıyor.Bunlar, Isveç’in  farklı  noktalarında yaşayan isveçli ve  Iran, Kürt ,Lübnan  orijinli göçmen kadınlar.

See me’  de ve ‘ben kimdim, gercektende?’ dede kadınların hikayelerinin tümü anlatılmıyor, anlatım diliniz kısa kısa bir kadından dıgerine , sanki hepsi tek bir kadının anlatılmasıyla oluşmuş bir bütünlük içersinde veriliyor? Filmi oluşturma biçiminiz çok farklı, bununla ilgili neler söyleyebilirsiniz?

Filmleri çekerken ki iç sıkıntım, ardarda olan hikayeler, bir röportajdan ötekine koşturmam, gece gündüz filmleri yaşıyor olmam bu yansıyor olmalı filmlere.
Çünkü süreci onlar kadar olmasa bile içinde yaşıyorum, üzülüyor, için için ağlıyor, yoruluyor kendimi harab ediyorum.
Filmi çekme sürecim onların hikayelerine benzer birşekilde  bir yerden diğerine sürüklenerek geçiyor. Onun için yol neredeyse ana karakter bu filmde.
Çünkü yollar, iç sesimin kendi tarafımdan duyulduğu kendime ait bir süreç. Yalnız ve  onlarsız ama hepsinin hikayesini bir arada zihnimde tuttuğum  zorlu bir süreç.
Film çekme sürecinizde nasıl zorluklarla karşılaştınız?
Bu süreç yalnızca siz ve kadınların olması gerektiği başka teknik problemlerle uğraşmamak zorunda olduğunuz bir süreç.Herşey yolunda olmalı ve konsantrasyonunuz bozulmamalı. Isveç çekimlerinde biraz öyle olmadı. Sanırım çalıştığım kurumda ki  birkaç insanın deneyimsizliğinden dolayı , bir sürü teknik aksaklıklar, kötü yapılmış çalışma takvimi beni herşeyden çok fazla yordu.


Isveçli kadınlar ve farklı orijinlerde olanlar arasında ki  fark/farklar neydi acaba?
Isveçli kadınlar da ise yoğun olarak şiddete mağruz kalmak utanç verici bir şeydi ve kimseye söylenmemeliydi.’Kol kırılır yen içinde kalır” Isveçlli kadınlar aynen böyle düşünüyordu. Kendisini dayak yiyen bir kadın olarak afişe etmek istemiyordu. Bundan utanıyordu. Yada bazısı bunu ‘ben bunu hayatın gerçeği olduğunu düşünüyordum ‘ diyordu. ‘gerçek hakikat öyle değilmiş , ben bunu sonradan fark ettim’ diyordu.
Filmde yer alan Iran, Filistin yada Kürt  orijinli  kadınlar, ağır basan erkek egemen / ataerkil töre ve sözde onur şiddetinin var olduğu ülkelerden geliyor ve Isveç’te yaşıyor olsalar bile töre  oradada aynen devam ediyor. Ortadoğu yada benzer kültürde olan kadınlar kendilerini  başkalarıyla konuşarak daha  net ifade edebiliyorlar, komşusu, annesi yada arkadaşıyla sorunu paylaşabiliyor, yardım isteyebiliyor. Ama onlarda da töre herhangi bir ölüm kararı almışsa eğer  bu ölüm infazından kaçmak gerçekten zor. Ama filmlerde gördüğünüz gibi kaçabilmiş olanlar var. Hatta ülke değiştirmiş olanlar var.Ama nereden olursa olsun kaçmak,sürekli bir sürgünde yaşamak her iki taraf içinde aynı zorlukta.

Yaptığınız bütün filmlerde  kadınların tanınmaması için ne gibi önlemler alıyorsunuz?
Yalnızca elleri görünecek şekilde çekimler yapıyorum , bazen eğilirken yada başka bir şey yaparken film karesinin içine isteristemez yüzleri giriyor onları filmden temizliyorum.Film çekildikten sonra Riksutstallingar ‘a filmleri gönderdim ve kadınlara izletmelerini, herhangi bir itirazları varsa ,bunları yeniden edit edebileceğimi söyledim. Onlarda bunu yaptılar.Bir kişi sesinin tanınmamasını istedi, effect uygulayarak sesi değiştirdim. Bir diğer hanım zaten ölümden ülke değiştirerek ancak kaçabilmişti. Ve tamda yazın montaj yaparken beni telefonla aradı ve eşinin izini isveç’te  bulduğunu, mümkünse onunla ilgili herşeyi değiştirmemi söyledi. Bende sesini değiştirmekten başka , elleri yerine başka birisine ait elleri çektim ,filme koydum.
Hiçbir sanat eseri insan hayati kadar önemli değildir. Bu hanımlarla uzun zaman geçiriyorum,onların travmalarını bende onlarla  birlikte yaşıyorum.
Onlara ve yeni hayatlarına karşı sorumluluğum var. Bunu kendi elimle bozmak hiçte istemediğim birşey.

Yaptığınız bütün filmlerde animasyona daha ağırlık verilmiş , See me ve ‘ sahi ben kimdim? de ise daha az çizimlere yer veriliyor ? 
birşey. Diger projelerde çalışma koşullarımı kendim düzenliyordum ve uzun bir çekim sürecim vardı.
Love is Fake ,intihar teşebbüsünde bulunmuş kızlarla 2,5 yıl herhafta 9 saat çalıştım.Competing ith genies, i wouldn’t quit ,if the world turned upside down’ adlı filmler için ise tinerci gençlerle 1,5 yıllik bir çalışma sürem oldu,hard to die, töre cinayetiyle ilgili ise 6-7 ay çalıştim . Her gittiğim sığınma evinde sabah 9 dan akşam 7 ye kadar bir hafta kalarak çalışıyordum.
Isveç’te ise bir kadınla en fazla 4 saat çalışma sürem vardı. ?e kadınlarla tek tek buluşuyordum. Aslında çalıştığım kurum çalışma yöntemlerim konusunda bilgileri vardı ama önerilerimi bence çok ciddiye almamışlar , ortadoğu, kürt kökenli hanımlarla bile 3-4 saatlik randevular almışlardı.
Hanımlara beyaz üzerinde kurum logolu,imzalı kağıtlar gönderilince birçok kadın içine girdiği durumu anlamayıp, korkup benimle olan çekim randevularını iptal ettiler. Bende baktım ki bu yöntemle filmi çekemeyeceğim, kendime başka bir yöntem düşündüm. Birkaç ay önce filmini çektiğim ve güvenini kazandığım bir Türkiyeli bir kıza telefon edip yakında isveç’e geleceğimi; yanımda Türk kahvesi gibi Türkiye’ye  ait birsürü şey getireceğimi, evinde bir çay partisi düzenlemesini ve  onun tanımış olduğu  benzer durumda olan hanımları bu çaya davet etmesini söyledim.
Gündüz çekimler bittikten sonra bu kızın evine gidiyor sabah 4 e kadar çekirdek çıtlatıp, çay içiyorduk. Ve orada tanıştığım hanımları  ertesi gün film çekimine davet ediyordum. Yöntem başından beri bu olmalıydı aslında. Yorucu bir süreç , sabah 9 dan , geceyarısı 4 e kadar  çalışmak zor ama zaten hayatı korkularla geçmiş bu hanımların güvenini kazanmak önce gerçektende kamerasız ortamlarla başlıyor. Onlar benim onların iyi niyetini suistimal etmeyeceğim konusunda güven duyana kadar birbirimizi tanıma süreci geçirmemiz gerekiyor.




http://vimeo.com/10607501

Tomas Thoren ile olan Türkçe ropörtaj altta>>

Restore Hope: See Me! has been produced by Swedish Travelling Exhibitions as part of a project entitled Home not Home which is the Swedish contribution to the European year of intercultural dialogue (2008). The project is a collaboration and exchange between Sweden and Turkey and is one of seven EU profile projects that is also receiving support from the Swedish Ministry of Culture.

Restore Hope: See Me/ Beni gör İsvec'te Home not Home
 başlıklı projenin bir parçasıdır.

 Home not Home, Riksteatern (Ulusal Tiyatro Ajansı),
 Swedish Travelling Exhibitions, Intercult,
 Re:Orient, Sprong, Türkiye'den Anadolu
Kültür ve Diyarbakır Sanat Merkezinin arasında
sanatsal bir işbirliğidir.
 Bu proje kapsamındaki bütün etkinliklerin
 Türkiye ile bağı vardır ve
 aynı zamanda Avrupa kültürlerarası
diyalog yılına İsveç'in katkısıdır.

Bu projenin Türkiye ayağı 16 Aralık'ta Diyarbakir DSM, 17-30 Aralık'ta Tütün Deposunda gosterilecektir.

---
Türkçe ropörtaj altta>>